|
|
Sıcak Çarpması, Kramplar:
Uzun zaman sıcak ortamda kalınması sonucu oluşan bir tükenme tablosudur.
Sıvı elektrolit kaybının yol açtığı kan hacmi azalması söz konusudur. Sebep
terleme ile sodyum, klor ve potasyumun deri yolu ile ve hızlı solunumla bol
sıvı kaybetmesidir. Önlemek için bol bol tuz, potasyum ve mayhoş sıvılar
alınmalıdır. Sıcak ortamda klor ve potasyuma bağlı olarak asit kaybına ve bu
da kramplara sebebiyet verdiği için sıvıların mayhoş olması gereklidir.
Güneş çarpmasından baş ve beyne kan hücumu vardır. Baş dönmesi olur. Şuur
kaybolur ve aspirin ağrıyı geçirmez. Baş ve vücut soğuk suyla soğutulur.
Vücut sıcaklığı normale gelene kadar soğuk sıvılar verilir.
Aklimatizasyon:
(Bölge havasına ve yüksekliğe alışma) Yüksek irtifalı çıkışlarda ortaya
çıkar. Dokuların azalmış oksijen basıncına uyum sağlamaya çalıştıkları bir
işlemdir. Bu aynı zamanda kişinin tırmanma hızına, kaldığı yüksekliğe ve
kişisel adaptasyonuna bağlıdır. Hızlı yükselişte sorunla karşılaşmak
kaçınılmazdır. Yükseklerde harcanan eforun tolore edilmesi güçtür.
Yükseklerde hipervantilasyon nedeniyle çok fazla karbondioksit solunum
yoluyla atılır. Yükseklerde fiziksel fonksiyonun azalmasının nedeni düşük
hava basıncına bağlı oksijen yetersizliğidir.
Aklimatize olamamış kişilerde nefes almada güçlük, baş dönmesi, baş
ağrısı, sersemlik, halsizlik, bitkinlik, uykusuzluk, bulantı ve kusma
görülebilir. Bu belirtiler yüksek irtifalarda akciğerde, beyinde ya da
vücutta sıvı birikimi, kan pıhtılaşma bozukluğu, retina da kanama ve mental
bozukluklar yer almaktadır.
Deaklimatizasyon:
Yükseklerde yaşayan insanların aşağı seviyelerde gösterdiği adaptasyon
sorunudur. Konuşma ve yazma da bozukluk, umursamazlık, dikkatsizlik
şeklindedir. Kolay kolay kızdırılamaz hasta kendini çok rahat hisseder ve
uykuya meyil vardır.
Hipotermiya:
(Isı kaybı ve donma) Özellikle oksijen eksikliği de eklenirse pek çok
probleme yol açar. Başlangıçta kulakla, burun, el ve ayak parmakları gibi
bölgelerde yüzeysel donma belirtileri vardır. Deri soluk ve duyarsız hale
gelir. Daha fazla ısı kaybı olursa vücudun en çok ısı kaybeden bölgelerine
kan akımı durur. Yükseğe çıkıldıkça kanın Viskotizesi de arttığından soluma
işlemi hızlanır ve süratle donma gerçekleşir. Dokular gri - beyaz renk alır.
Ağrıya duyarsızdır fakat parmakları oynatabilir. Hasta daha fazla efor
harcamadan kampa indirilmeli, sıvı dengesi ve vücut ısısı normale
döndürülmeli. Donan kısımlar 40 derecede ki suya sokulur. Bunu yaparken
kuvvetli ağrı kesiciler verilir. Vücut ısısı 28 C altına düşerse beyin,
kalp, karaciğer, böbrek gibi hayati organlarda fonksiyon kaybı görülür.
Pıhtılaşma kalp ritminde bozukluk sonucu çok gelişebilir. 25 C nin altında
geri dönüşü olmayan hastalıklara yol açar.
Donuklar:
Soğuk hareketsizlik ve hipotermiya sebepleridir. Birinci ve ikinci
derece dokuların tedavisini dağcı yapmalıdır. Zamanında müdahale nekrozu
önler ve ekstremiteyi kurtarır. Tedavi için ayakkabılar ve sıkı çoraplar
çıkartılır. Hastaya bol sıcak sıvı verilir. Donan kısımlar kırk derece suyun
içinde yirmi dakika tutulur. Ne elle ne de kanla ovuşturulması gerekir. Zira
zedelenmiş damarlar zarar görür. Kırk derecenin üstünde ısıtma, damar
fonksiyonunu felç eder. Donuktan korunmak için geniş ayakkabı, bol sıcak
sıvı, rüzgardan korunma, hareket etmek gerekir. |
Dezortasyon:
Alphin stilinde tırmanışlar mental ve fiziksel bozukluklara yol açar.
Oksijen eksikliği, susuzluk, yetersiz beslenme ve soğuk nedenleri arasındadır.
Tedavisi alçak yerlerde istirahat, uyku sırasında oksijen verilmesi ve düzenli
beslenmedir. Amaç günde 2 litre idrar çıkarmak olmalıdır.
Güneş Yanıkları:
Kulaklarda, burun ucunda, dudakta çok görülür. Kulaklar başlıkla, burun
ucu flasterle, dudakta ruj veya merhemlerle korunmalıdır.
Kalp Krizi:
Kalp atardamarlarının birinin spazm yapması yada tıkanması ile oluşan
tablodur. Göğsün solunda ve bazen sırtta yada karnın üst tarafında şiddetli
ağrı, terleme, bulantı ve kusma ile seyredir. Ağrı sol kola vurur. Dağdaki kalp
krizlerinin başlıca sebebi sıvı kaybı sonucu kan yoğunluğu ve yapışkanlığının
artmasıdır. Bol sıvı alınarak kanın sulandırılması gerekir.
|
|
Pulmoner Ödem:
3000 m. nin üzerinde nadir görülür. Vücut daha fazla oksijen
kullanabilmek için daha fazla kan pompalar, dağcı da dinlenmez ve daha yükseğe
tırmanmaya kalkışırsa sorunlar başlar. Genellikle 2 ile 4. günler arasında
başlar. Uykusuzluk ödemi arttırır. Kısa sık soluma, öksürük, kırmızı köpüklü
balgam görülür. 21 yaşın altındakilerde daha sık rastlanır. Tedavisi istirahat,
oksijen uygulaması ve idrar söktürücülerdir.
İştah:
Dağdan indikten sonra iştah çok artar. Çok yenilmesine rağmen vücuttaki
suyun atılması sebebiyle ağırlık yükselmez. Çok iyi aklimatize oldukları için
bol yiyip içenlerde bile iştahın artması yüksek irtifada en iyi şartlarda dahi
depoların doldurulamadığını gösterir.
Retinal Kanama:
5500 m. nin üzerinde retinada kanama ve görme keskinliğinde azalmaya yol
açar. Kanama odakları dinlenme olmaksızın birkaç haftada iyileşir. Kar körlüğü
ise ultraviyole ışığın göz yüzeyini yakmasıyla oluşur. Başlangıçta şikayet
olmaz. 6 - 12 saat içinde kızarır ve ağrı yapar 2 - 3 gün içinde körlük oluşur.
Tedavide soğuk kompres uygulanır ve gözler kapatılır.
İnişten Sonraki değişiklikler, Vücut Ağırlığı ve Tansiyon:
İyi bir aklimatizasyonla çıkış yapınca zayıflama olmaz. Ağır çaba her ne
kadar zayıflamaya yol açarsa da vücutta su toplaması nedeniyle ağırlık aynı
kalır.inişten sonra organizma vücutta tutulan suyu atmak idrarı arttırır. Bunun
sonucu olarak ağırlık ve tansiyon düşmeye başlar. Ağırlık verme süresi yüksek
irtifada kalma müddeti ve kalınan yüksekliğin derecesi ile orantılı olarak uzar
veya kısalır. |